SATIŞ SÖZLEŞMESİ

Satış sözleşmesi hukukumuzda karşılıklı borç doğuran bir sözleşme olmaktadır. Satıcı bu sözleşme ile satılan malı alıcının borçlanmış bulunduğu satış bedeli karşılığında alıcıya teslim etme ve mülkiyeti geçirme borcu olarak tanımlanabilir. Türk Borçlar Kanunun ikinci kısmının birinci bölümü ‘Satış Sözleşmesi’ başlığını taşımakta ve dört ayrım ihtiva etmektedir. Kanun koyucu mal değişim sözleşmesini satış sözleşmesinden ayrı yapmış olsa da satış sözleşmesine ilişkin hükümlerin mal değişim sözleşmesine de uygulanacağını belirtmiştir. TBK. M. 207 f. 1’de satış sözleşmesinin tanımı olarak kabul edilecek şu hükümler yer almaktadır. ’Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıyı devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.’ Böylece satış sözleşmesinde para karşılığında bir malı değiştirme amacı güdülmüş olmaktadır. 818 sayılı eski Borçlar kanununda satış sözleşmesi tanımını veren m. 182 f. 1 e göre ‘satım bir akittir ki onunla satıcı, satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona nakil eylemek borcuna tahammül eder.’

Satış sözleşmesinin hukuku niteliği:

1-Satış sözleşmesinin rıza sözleşme olması: Satış sözleşmesinin tamam olması için mal ile paranın değiştirilmesi hususunda anlaşma yeterlidir. Ayrıca şeyin teslimi ve paranın ödenmesi şart değildir. Bilindiği gibi rıza sözleşmeler, tarafların yalnız irade açıklamaları ile meydana gelirler. Bunların oluşması için tarafların rızasından başka bir şeye, mesela bir eşyanın verilmesine ya da muayyen bir merasime uymaya gerek yoktur.

2-Satış sözleşmesinin borç doğurucu sözleşme olması: Bilindiği gibi, satış sözleşmesinin yapılması ile satılanın mülkiyeti satıcıdan alıcıya geçektedir. Çünkü satıcı sözleşmede sadece alıcıya satılanın teslimini ve mülkiyetini geçirmeyi taahhüt etmektedir. Satılanın mülkiyetinin alıcıya geçirilebilmesi için satılanın cinsine göre yazacak olan tasarruf muamelesi niteliğindeki ifanın gerçekleştirilmesi lazımdır.

3-Satış sözleşmesinin Karşılıklı olması: TBK. M. 207 f.1 de yer alan hükümde anlaşabileceği gibi satış sözleşmesi, her iki tarafın borç altına girdiği sözleşmelerdir. Satıcı, alıcıya, satılanı teslim ve mülkiyeti ona geçirmeyi taahhüt etmekte buna mukabil alıcı da o şeyin parasını satıcıya vermeyi borçlanmaktadır.

4-Satış sözleşmesinin geçirim borcu doğuran sözleşme olması: Satış sözleşmesi ile satıcı, bir şey üzerindeki mülkiyet hakkını veya mameleki diğer bir hakkı kesin olarak devir borcunu yükümlenmektedir.

Satış Sözleşmesinin Unsurları: Yukarıda verilen satış sözleşmesine ilişkin tanımdan, bu sözleşmenin satılan, satış bedeli ve satılan ile satış bedelinin birbiriyle değiştirilmesi üzerine anlaşma şeklinde belirlenmesi mümkün olan unsurlardan meydana geldiği anlaşılır.

1- Satılan (mebi, satış konusu): Bu unsur, TBK. M. 207 f. 1 de ‘satılan’ olarak ifade edilmiştir. Para ile değiştirilmesi mümkün ve iktisadi değeri olan bütün maddi ve maddi olmayan varlıkların satış sözleşmesinde satılanı teşkil etmesi mümkündür. Yalnız satılanın cinsi, sözleşmenin şekli bakımından önemli olabilir.

2-Satış bedeli (semen, fiyat): Satış bedeli alıcının karı edim olarak ödemeyi taahhüt ettiği bir miktar paradır. Bir satış bedeli kararlaştırılmamış ise satış yoktur. Satıcı belirli fiyat, mutlaka bir miktar paradır. Bu borcun ifasında TBK m. 234-236 arasında düzenlenmiştir.

3-Satılan ile satış bedelinin birbiriyle değiştirilmesi konusunda tarafların anlaşması: Kamulaştırma ve cebri icra yoluyla satış satılan ile satış bedelinin değiştirilmesi konusunda ‘tarafların anlaşması’ unsurunu gerçekleştirmedikleri için gerçek anlamda satış sözleşmesi olarak kabul edilemez. Satış sözleşmelerinde taraflar, satış bedeli ile satılanın kesin olarak devrini taahhüt etmektedirler. Bu özelliği dolayısıyla satış sözleşmesi, kullanma ve yararlanma hakkı veren sözleşmelerden ayrılmaktadır.

Satış Sözleşmesinin çeşitleri: Türk Borçlar Kanunu’nda satışa ilişkin hükümler çerçevesinde öngörülen başlıca satış çeşitleri şunlardır: Taşınır satışı, Taşınmaz satışı ve satış ilişkisi doğuran sözleşmeler, Örnek üzerine satış, Beğenme koşuluyla satış, Kısmi ödemeli satışlar, Açık arttırma ile satış

Satış Sözleşmesinin Hükümleri: Satış sözleşmesinin, tarafları olan alıcıya ve satıcıya yüklediği belli başlı borçlar, şu şekilde sıralanabilir.

1-Satıcının Borçları: Satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme borcu, Alıcıya üçüncü bir kişinin üstün hak iddiasından etkilenmeyecek bir hukuki konum sağlama borcu, Satılanı ayıpsız olarak sağlama borcu, Satıcının yan borçları

Satış Sözleşmesinde Yarar ve hasarın geçmesi:

Yarar ve hasar kavramları, sorunun konması ve çeşitleri çözüm şekilleri: Türk borçlar kanununda yarar ve hasar kavramları tanımlanmış değildir. Oysa bunların ne anlama geldiğinin bilinmesi gerekir. Yarar, bir şeyden kendiliğinden ya da normal bir çaba karşılığında elde edilen fazlalıklardır. Bir ağacın meyvesi, koyunun sütü, yünü gibi doğal ürünler, paranın faizi, kiralık yerin kira parası, hisse senetlerinin temettü gibi medeni ile bir yarış atının müsabaka sonucu kazandığı mükafat, bir tahvile isabet eden ikramiye, satılandan bulunan define gibi sair gelirler yarar kavramına dahildir. Hasar kavramının ise, geniş ve dar olmak üzere iki anlamı vardır. Geniş anlamı ile hasar, şeye arız olan ve onun kırılması, bozulması, kötüleşmesi telef olması gibi sonuçlar yaratan zararlı halleri ifade eder. Dar anlamda hasar ise sadece borç ilişkileri açısından kullanılan ve borcun doğumu ile ifası arasında geçen devrede edimin borçluya isnat olmayan haller dolayısıyla imkansızlaştırılması durumunda ortaya çıkabilecek ve taraflardan birini veya her ikisini tehdit eden bir tehlikeliyi aratmak için kullanılır. Satış sözleşmesinde bu tehlike, satıcı yönünden kendi borcundan kurtulmakla beraber ‘satış bedelini kaybetmek’, alıcı yönünden ise satılanı hiç veya sözleşmeye uygun olarak elde edememesine rağmen bedelini ödemek ve dolayısıyla ‘satılanlardan veya mukabil edadan yoksun kalmak’ şeklinde belirir. Bu çeşit hasara borca ilişkin hasar da denilir.Satış Sözleşmesinin Kurulmuş ve Hükümlerini Doğurmaya Başlamış olması: Bu şartın varlığı, söz konusu prensibin uygulanması için sözleşmenin kurulmuş olmasını arayan 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nda ‘taliki ve yapılan akitlerde temlik edilen şeyin nefi ve başarı ancak şartın tahakkuku anından itibaren iktisap edene geçer.’ Şeklinde aynı maddenin 2. Fıkrası hükmünden çıkarılabilmekteydi. Böylece örneğin beğenme koşuluyla yapılan satışlarda, bu koşulun geciktirici koşul olarak kararlaştırılmış olması kaydıyla, satılanın yarar ve hasarı ancak beğenme koşulunun gerçekleştirilmesiyle karşıya geçmiş olacaktır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir